İĞNEADA LONGOZ ORMANLARI MİLLİ PARKI

Denizi, gölleri, longoz ormanları ve ekosistemiyle ünlü İğneada‘ya yolculuğum sayesinde, İğneada ve doğasıyla buluştum. Önce Karadeniz’e, daha sonra Jandarma yardımıyla Sivriler köyüne ulaştım. Her yolculuğumda olduğu gibi birbirinden güzel insanlarla tanıştım, bir çanta dolusu anı biriktirdim ve unutamayacağım bir gün yaşadım.

_________________

İğneada ve Longoz Ormanları Hakkında

İğneada: Karadeniz’in batısında yer alan, Kırklareli ili Demirköy ilçesine bağlı, Bulgaristan ile sınırı olan bir sahil beldesi

Longoz Ormanları Milli Parkı – İğneada:

1) Yıldız dağlarından Karadeniz’e doğru akan derelerin taşıdığı alüvyonların birikmesi ve mevsimsel olarak sular altında kalması sonucunda milli parktaki longoz ormanları oluşmuştur. Su basar ormanları da denir.

2) İğneada ve Kıyıköy sahil şeridi ormanlıkları, “longoz” tipi ormanlığın dünyadaki 3 örneğinden biridir. Kış aylarında sularla kaplanan bu ormanlıklar Amazon, Afrika Kongo Havzası ve ülkemizde İğneada‘da bulunmaktadır. Bu bölge, dünya mirasının korunması açısından uluslararası öneme sahiptir.

3) Yıldız Dağları’ndan Karadeniz’e doğru akan dereler, denize ulaşmadan İğneada’da göllerde ve bu göllerin bataklık alanlarında son bulur. Bu bölgede zengin sucul bitki örtüsüne sahip beş göl bulunur. Erikli Gölü, Mert Gölü, Saka Gölü, Hamam Gölü, Pedina Gölü.

4) Florasında birçok bitki bulunmaktadır: Longoz Bitkileri, Soğanlı Bitkiler, Kumul Bitkileri, Su ve Bataklık Bitkileri.

5) Faunasında birçok hayvan bulunmaktadır. En az 200 kuş türü, yaklaşık 100 memeli ve sürüngen çeşidi, 30 balık türü, 16 tür iki yaşamlı sürüngen türü, bazı böcek türleri bu bölgede görülebilmektedir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Yararlı Bazı Dökümanlar:

Uydu haritası, Ekoturizm haritası, Ekoturizm broşürü, Tarih ve Turizm, Fauna, Flora, Balık Türleri, Böcekler, Kuşlar, Kuş Türleri, Memeliler, Sürüngenler ve İkiyaşamlılar.

Not: İnternet üzerinde denk geldiğim bir web sitesi, inceleyebilirsiniz –> LONGOZUKORU

_________________

Longoz Ormanları Yolculuğuna Uyanmak

Ülkemizin saatlerinin değiştirilmemesi durumu, biz İğneada yolcularını da etkiledi. Özellikle telefon saatleri otomatik olarak değişmiş olanlar arasında 1 saat önce (05:00) uyananlar ve yola çıkanlar vardı. Ben uyanıp Hamdi’nin uyarısı ile yola çıkmayanlardandım. Hamdi ile aramızda geçen konuşmanın özeti şöyle:

Atakan: (Alarm çalar ve Hamdi'yi uyandırmak üzere diğer odadan telefon açar, uykusuz bir halde konuşur). 
        Alo! Geç kalacağız hadi uyan!
Hamdi: Saat daha 05:00. 1 saat var daha. 
...
Atakan: Nasıl olur? Saat 06:00! Ben aylardır ileri saat diliminde mi yaşıyorum yani! Saat dilimini ayarlamayı unuttum o zaman. Tamam.

Uyandıktan sonra, hem bu konuşmanın anlamsızlığı hem de 1 saatir sokakta bekleyen arkadaşların mesajlarından dolayı gülme krizleriyle güne başlangıç yaptım.

İğneada’nın Büklüm Büklüm Yolları ve Kahvaltı

İstanbul’dan İğneada’ya yolculuğumuz yaklaşık 3:30 saat sürdü. Özellikle Kırklareli ili Vize ilçesi sonrası yollar büklüm büklüm sizi karşılıyor. Tipik Karadeniz yolları!

Doğayla iç içe köy kahvaltısı aşkına yola aç çıkanlar olarak sabırsızlanıyorduk. Kırklareli ili Demirköy ilçesinde bulunan, İğneada’ya giderken yolun sağında kalan Taş Mekan Kır Lokantası‘nda güzel bir kahvaltı ile kendimize geldik. Özellikle, çömlekte sucuklu yumurtaya bayıldım.

taş mekan kır lokantası demirköy kırklareli longoz ormanları
Şirin-İskender-Güven-Mustafa-Oğuz-Mehmet-Gökhan-Yusuf-Erkul-Tuğrul-Rıdvan-Ali-Akif-Sayit-Hamdi-Atakan-Eyüp-Bilal-Erdoğan-Ramazan-Kadir-Cömert-Cihangir-Mesut-Nazım-Ahmet(foto çeken)

8 km’lik Orman Yolu Yürüyüşü (Longoz Ormanları)

Daha sonra İğneada’da kumanyalarımızı tamamlayarak, kendimizi İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı‘na attık.

atakan hamdi longoz ormanları hatırası

Yaklaşık 2 km sonra 3 kişi Mert Gölü’ne ayrıldı ve orayı ziyaret edip merkeze geri döndü. Orman yolunda, grup üyeleri farklı hızlarda yürüdüğünden dolayı kimi zaman birlikte kimi zaman iki grup halinde yaklaşık 8 km düz yürüyüş yaptık. Bilal’in tepkileri her km’de artıyordu. En son aklımda kalan tepkilerden bir tanesi: “tabakhaneye …. yetiştiriyoruz!”. 😀 Ayrıca, Bilal’in her yerde “fotoğraf çekelim” demesi de unutulmayacaklardan. 😀 Ancak hakkını vermek gerek, o olmasaydı bu kadar güzel fotoğraflar da olmazdı. 🙂

longoz ormanları

longoz ormanları

Hamam Gölü’ne yaklaştığımızda açık bir alanda mola verdik. Grubun bazı üyeleri ( ben dahil 🙂 ) longoz ormanları içinde gerçek bir orman yürüyüşü yapmak istiyordu. Longoz Ormanları orman yolunda karşılaştığımız ve soru sorduğumuz beyaz doblodaki kişi, ormanın içinde ayı ve domuzların olduğundan bahsetti. Adrenalin her dakika artıyordu tabi!

Mola sonunda hep birlikte yola devam edecektik. Grup üyelerinin hızlarının farklılığından dolayı bir kez daha ara açıldıktan sonra, öndeki grup görünmez oldu. Biz de kısa bir yürüyüş sonrası Hamam Gölü yol ayrımına geldik. Hem Hamam Gölü’nü görmek istiyorduk hem de öndeki grubun göle doğru dönüş yaptığını düşündük. Böylece Hamam Gölü’ne doğru yol aldık. Burası öndeki grup ile farklı yönlere gittiğimiz nokta oldu. 🙂

longoz ormanları

Hamam Gölü Molası (Longoz Ormanları)

Longoz Ormanları içindeki Hamam Gölü yol ayrımından yaklaşık 500 metre sonra gölün kenarında buluyorsunuz kendinizi. Buraya arabanızla da gelebilirsiniz. Burada devrilen agaçları ve birbirine dolanmış dikenli çalılıkları gördüğünüzde, orman yolundan ayrıldığınızı ve ormanın içine daldığınızı hissediyorsunuz. Bir ara orman sakinlerinden bir sincap ile karşılaştık.

longoz ormanları
Mustafa-Atakan-Kadir-Erdoğan-Ramazan-Ahmet-Hamdi-Oğuz-Rıdvan-Eyüp-Bilal (foto çeken)


longoz ormanları
longoz ormanları
longoz ormanları
longoz ormanları

Longoz Ormanları içindeki Hamam Gölü kıyısında dinlenirken hangi yöne gideceğimizi konuştuk. Saka Gölü’ne doğru (Güneydoğu yönünde) ilerledik. Saka Gölü’ne varıp, diğer grubu yakalayabileceğimiz ihtimali de konuşuldu tabi.

İğneada Longoz Ormanları dünyadaki 3 örnekten birisi (diğerleri Amazon, Afrika Kongo Havzası). Longoz ormanlarının nasıl bir orman olduğunu ormanın içine dalarak öğrendim. Çok sık, çok dikenli, bataklık ve nehirlerle dolu bir ekosistem. Longoz Ormanları Güzel olduğu kadar tehlikelerle de dolu.

Doğa’yı severseniz dinlerseniz, doğa da sizi sever ve size yol gösterir. Bataklıkları, nehirleri aşmanız için köprüler kurar doğa.  Bu köprülerle bataklıkları, dereleri aştık. Yeri geldi derenin içine girdik.

Bulanık Deresi (Longoz Ormanları)

Longoz Ormanları içindeki Hamam Gölü ile Bulanık Deresi arası tamamen dikenli otlar, çalılar ve ağaçlarla kaplı. İğneada’nın gerçek yüzüyle karşılaştığım anlardan bir tanesi!

Demirköy’den gelen ve İğneada Longoz Ormanları içinden geçen Bulanık Deresi ile karşılaştığımızda etrafı tanımaya çalışıyordum ki, bu derenin derin olmadığını söyleyerek karşıya bir çırpıda geçen Bilal hepimize yol gösterdi. Biz de Bilal gibi dereyi gördükten sonra paçaları sıvadık ve buz gibi Bulanık Deresi’ni geçtik.

Longoz Ormanları İçi

Longoz Ormanları içindeki Bulanık Deresi’ni geçtikten sonra da dikenli otlar, ağaçlar ve çalılar devam ediyordu. Ayrıca, orman içinde otlayan inekler de bize yol gösteriyordu (örneğin, inek dışkıları). 🙂 Bunun yanında, daha ufak dereler ve bataklıklarla karşı karşıya kaldığımda, İğneada Longoz Ormanları’nın bir diğer yüzüyle tanıştım.

Longoz Ormanları içinde su basmış alanlar, bataklıklar, dikenli ağaç ve çalılıklarla karşılaştık ve bir bir aştık. İğneada Longoz Ormanları ile gerçek anlamda tanıştığımı hissettiğim bu dakikalar unutulmayacak anılarım oldu.

Longoz Ormanları içinde devrilmiş ağaçları, dereleri ve bataklıkları geçtiğimizden söz etmiştim. Bir dere ve bir bataklık geçerken düşme tehlikesi ile karşı karşıya kaldım. Düşsem daha da unutulmaz olurdu, ancak heyecanı bile yetti. Bataklık kenarına batan ayağımı çıkardığımda ayakkabım tamamen çamurdu. Kulak memesi kıvamında bataklığı ilk defa hissettim. 😀

Dereyi geçerken ise, gerek ağacın inceliğinden olsun gerek geçen arkadaşların bıraktığı çamurların etkisinden olsun düşüyordum. Derenin üzerindeki üç küçük tahtada sekerken geriye doğru gitmeye çalışıyordum ki, o sırada çantamdan tutan Hamdi sayesinde kurtuldum! 😀

Yine bir başka sulak/bataklık alanı devrilmiş ağacın üzerinden yürüyerek geçecektik. Bu seferki ağaç köprü diğerlerinden farklıydı. Ortadan ikiye ayrıldı ayrılacak bir haldeydi. 11 kişilik gruptan her geçen kişi ağacı daha fazla ayırıyordu. Geçmeyi bekleyen diğer grup üyeleri için adrenalin de artıyordu! 😀

                  

longoz ormanları

Longoz Ormanları içinde yolun yarısını geçmiş ilerlerken daha geniş bir dere (daha çok bataklık) ile karşılaştık. Bunun üzerinde köprü olmuş, kırıldı kırılacak incecik ağaçlar vardı. Anladım ki buradan ötesi yok. Kesinlikle buradan geçmememiz gerektiğini düşünüyordum ki, tam o sırada gruptan biri 2 çoban gördü. Afgan çoban Mevlüt bizi orman yoluna kadar götürdü. Daha önce ormanın içinde bu kadar hızlı ilerleyen bir insanı görmediğimi belirtmeliyim. Her gün orada yaşasam, diken işlemeyen çizmelerim olsa çobandaki gibi, muhtemelen ben de düşünmeden geçerdim çalılıkları ve dereleri! 🙂

longoz ormanları

Unutulmayacak Longoz Ormanları maceramızın zorlu kısmı bitmişti ancak yeni bir maceradan habersiz Karadeniz’e doğru ilerliyorduk. Afgan Çoban Mevlüt’ün yardımıyla çıktığımız orman yolundan Karadeniz kumsalına çıkmamız yaklaşık 30-35 dk sürdü.

Karadeniz Sahili (Longoz Ormanları)

Longoz Ormanları içinde 5-6 saatir yollardayız ve 20 km kadar yürüyerek Karadeniz kumsalına geldiğimizde 2 saat sonra hava kararacaktı (saat 6’yı geçmişti) ve yağmurlu bir hava da yaklaşmaya başlamıştı. İğneada merkeze sahilden yaklaşık 8-9 km yolumuz ve geçmemiz gereken bir-iki dere daha vardı. Önde giden gruptan yolun kötü ve uzun olduğu haberleri de geliyordu. Dolayısıyla sahilden yürümedik. Orman içinde ise yaklaşık 20 km dönüş ve telefon çekmeyen, karanlık bir ortam bekliyordu. Grupta yürüyemeyecek arkadaşlarımız da vardı. En iyi çözüm yardım istemekti.

Önden giden grubun buradan geçtiğini kumsaldaki ayak izlerinden anlamıştık. Çok geçmeden, daha yolda olduklarını kumsalda ilerlediklerini öğrendik.

Kumsala yaklaştığımızda dalga seslerini araba sesleri zannedip, arabalar şuradan geçiyor diyen biri vardı aramızda aklımın bir kısmı ahala orada! 😀

Eyüp’ün Sahil Güvenlik’i aramasıyla bambaşka bir hikaye başladı. Artık kurtarılmayı bekleyen 11 kişilik bir gruptuk! 🙂

Jandarma, Off Road, Sivriler Köyü

Hayatımda ilk defa Jandarma tarafından kurtarılmayı yaşadım. Jandarma bizimle iletişime geçtiğinde gerekli bilgileri onlarla paylaştım. Jandarma’yı yaklaşık 2:30 saat bekledik. Son 1 saat yağmurda kalmıştık ve elimizdeki bütün imkanlarla korunmaya çalıştık. Islandık, üşüdük, sohbet ettik ama yılmadık!

Hava karardı kararacak! Ağaçların arasından ışıklar görünmeye başladı. Bizde bir sevinç tabi! Telefonum çaldı ve Jandarma’ydı. Havaya ateş ederek sesi duyup duymadığımızı teyit ettiler. Sese ve ışığa doğru kendi ışıklarımızla karşılıklı yürüdük. Buluştuktan sonra araca bindik. Hava ve arazi şartlarından dolayı Jandarma araçları yanımıza inemeyince, bulunduğumuz yeri bilen Sivriler Köyü Muhtarı ve onun 4×4 aracıyla yanımıza kadar gelmişler.

Off Road anısı ise burada başlıyor. Sivriler köyüne doğru 20 km boyunca yağmur ve rüzgar eşliğinde kasada 8 kişi paldır küldür yolculuğumuzun anısı! (içeride oturan Erdoğan, Rıdvan ve Bilal hariç) Kulak memesi kıvamında bol çamurlu yollarda bata çıka ilerledik karanlıkta. Bir ara dereden geçtiğimizi hatırlıyorum. Kasada çoğumuzun bacağına giren kıramptan hiç bahsetmeyeceğim. 😀

Sivriler Köyü‘ne vardığımızda, gördüğüm manzarayı hala unutamıyorum. Köy kahvesinin camında dizilmiş köy sakinlerinin meraklı bakışları altında atladık aracın kasasından. 20 km’lik hareketli yolculuktan sonra ayaklarımı hisstemiyordum adeta. Köy kahvesindeki koltuklara ve sobanın etrafına attık kendimizi. Kahvede köy sakinleri bir yandan meraklı bakışlarla bizi izlerken, diğer yandan sohbetlerine ve oyunlarına devam ediyordu. Muhtarımızdan sıcacık çaylarımızı yudumladık ve İğneada’dan bizi almaya gelecek diğer grup arkadaşlarımızı bekledik.

Bu topraklarda yardımsever insanlar dolu! İnsanlarımız, siz nereye giderseniz gidin size kapılarını açar, sizi korur kollar, karnınızı tok tutar, çayını ve kahvesini esirgemez, tatlı sohbetleriyle vaktin nasıl geçtiğini anlamazsınız!

Longoz ormanları gezisi için davet eden Hamdi’ye, geziyi düzenleyen ve katılan tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Bizi kurtaran Jandarma’ya, Sivriler Köyü Muhtarı Dursun Saykın’a ayrıca teşekkür ederim.

Sevgiyle kalın!

Smiley face

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir